Türkiye genelindeki birçok otoyol ile iki boğaz köprüsünü kapsayan özelleştirme kararı, sendikal cephede tepkiyle karşılandı. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, kararın iptali istemiyle Danıştay’a dava açtığını duyurdu.
15 Temmuz Şehitler ve FSM Köprüleri de Kapsamda
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 4 Eylül 2026 tarihli ve 11750 sayılı karar, 5 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre Niğde-Pozantı Otoyolu, Gaziantep Çevre Otoyolu ve Bursa Çevre Otoyolu’nun bir bölümü özelleştirme kapsamına eklenirken, 2003 ve 2010 yıllarında alınan önceki kararlarla kapsama girmiş olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de dahil olmak üzere çok sayıda otoyol ve köprü yeniden düzenleme çerçevesine dahil edildi.
Mülkiyet Değil, 30 Yıllık İşletme Hakkı Devri
Karara göre söz konusu yol ve köprülerde mülkiyet devri söz konusu değil; işletme hakkının 30 yıllığına kiralama veya gelir ortaklığı gibi yöntemlerle devredilmesi planlanıyor. Özelleştirme süreci tamamlanana kadar yolların, köprülerin ve bağlı tesislerin bakım, onarım ve işletme sorumluluğu Karayolları Genel Müdürlüğü’nde kalmaya devam edecek. İşlemlerin 31 Aralık 2031’e kadar tamamlanması öngörülüyor.
Sendikadan Dava: “Kamuoyuna Saygıyla Duyurulur”
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada köprü ve otoyolların özelleştirilmesini öngören Cumhurbaşkanı Kararı’nın tamamının iptali için Danıştay’a başvurduğunu duyurdu. Konfederasyon, kararın tamamının iptalini talep ettiğini kamuoyuyla paylaştı.
Muhalefetten “Kâr” Eleştirisi, Bakanlıktan Yalanlama
Karara ilişkin bazı muhalefet milletvekilleri, özelleştirme kapsamına alındığı iddia edilen köprü ve otoyolların 2025 yılında yaklaşık 600 milyon dolar, 30 yıl boyunca ise yaklaşık 18 milyar dolar kâr getirebileceğini öne sürerek eleştiri yöneltti. Hazine ve Maliye Bakanlığı ise yaptığı açıklamada köprü ve otoyolların satılmadığını, yalnızca işletme hakkının devredildiğini, ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi veya geçiş ücretlerine ilave zam yapılması gibi bir kararın bulunmadığını, çalışanların mevcut haklarının da korunacağını belirtti.
